Gece melodisi…

Yayınlandı: Mart 26, 2015 / Uncategorized

Haftada ,ayda ,yada yılda birgecede olsa çok çok üzülüyorum

Bu gecede o gecelerden birisi

galiba bende bir alışkanlık oldu

hep bi geriyi bi kontrol etme kafayı yorma düşünme falan filan…

Aslında hep aynı şeyleri yapıyorum yani çay bittiğinde dolduruyorum 🙂 yeni bir agızla tazeliyorum diyeyim daha sonra bi radyoda illaki sezen çıkar bilmem sarı odalar ,beni unutma ,degermi hiç gibi gibi daha sonra yine bugun kaç bardak çay içtigimi sayıyorum 🙂 biraz derse oturuyor çalıstıktan sonra ara verip kalemi kağıdı alıyorum bir kaç çizim yapıp şu çizimimi geliştireyim demekle kalıyorum bi turlu burun işini halledememekle kalıyorum daha sonra derse dönüp çalışmayı bıraktıktan sonra bi kitap elime alıp masada uyuyormuşum bunu sonradan farkediyorum tabi ama masada uyumanında tadını almış biri olarak tavsiye ediyorum daha sonra yine aynı hayat şartlarını tadıp bir çay bahçesine oturup insanları izlemek çok farklıyız doktor 🙂 bende farklıyım biliyorum ama nasıl diimmki 🙂 herşey var herkes farklı bi kıvılcım peşinde bendeki durumda sanki pisikolok gibi yorumluyorum neyse haddimi aşmayarak kapatayım konuyu dedigim gibi bazı gecelerde baya farklıyım be hacı …saat de (03:24) olmuş derse geri döneyim ben hee çizdigim şeysi göstereyim :)))IMG_20150325_224800[1]

Olası seçimler …

Yayınlandı: Mart 26, 2015 / Uncategorized

CAY8qbMUgAA0Q4R 

Onu beklemek , ona kısa süreliğine sahip olmak, sonra onu kaybetmek : İçler acısı durumumun özeti buydu.

Onun karakteristik olarak gelişim yaşını bekledim , birlikte tek bir aşk gecesi geçirdik ve sonra anında ortadan kayboldu. Sonrası mı ? Boşluk ! Belirsizliğin hissettirdiği sivri dikenler ruhuma batmaya başladı.

Yeniden toparlanmak , ona layık olmak , büyük işler başarmak, çekip gidişinin bilmecesini çözebilmek için çok uğraştım.Uzunca bir bekleyişin ardından kısa süreli görüşmeler ve hiç yeşermeyecek olan umut tohumları ekmeye başlamıştı.Her seferinde başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimleri ayakta tutan sadece birbirimize duyduğumuz aşktı.

Sona doğru yaklaşma hali ve bunu kabulleniş; hem onun hem de benim, istemediğimiz bir yemeğin zorla ağzımıza tıkıştırılması durumu gibiydi.

Onu beklerken herşey bu kadar da kötü değildi.En azından beklemek durağan bir hal,bir başı,bir ortası ve sonu var ;son anda çekilip düşmesine neden olacağından korkmadan ona sırtını yaslayabilirdin.

Ancak beklerken bir arada olma hali, kabul edilebilir incelikli bir konum, uzlaşma ya da görelilik kuramı yok.Tıpkı aşkta olduğu gibi.

İnsan ya sever ya aşkı bekler ya da aşkı sonsuza dek silip atar.Olası bütün seçimler bundan ibarettir. 

Yeni başlayan gibi başlamak..

Yayınlandı: Mart 5, 2015 / Uncategorized

Ama bugün bunca şey değişip dururken kendimizi değiştirmek, biz erkeklerin de görevi değil mi? Bir parça gelişmeyi, aşktaki çalışma payımızı zamanla ve yavaşça üzerimize almayı deneyemez miyiz?

Aşkın bütün zahmetinden bizi azat ettiler ve böylece aşk, eğlencelerimiz arasına düştü; nasıl ki birçoğunun oyuncak dolabına bazen, iyi cinsten oyuncak düşer, çocuğu sevindirir, sonra sevindirmez olur ve sonunda o kırık, o parça parça eşyalar arasında, bütün hepsinden daha kötü, kalakalır.

Biz bütün amatörler gibi kolay hazlarla bozulduk ve usta diye geçiniyoruz. Başarılarımızı hor görsek de başkalarında gördüğümüz aşk işini öğrenmeye ta başından başlasak nasıl olur?

Madem bunca şey değişiyor, gitsek de bir yeni başlayan gibi başlasak?

Rainer Maria Rilke – ” The Notebooks of Malte Laurids Brigge ” 

2014 in review

Yayınlandı: Aralık 30, 2014 / Uncategorized

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2014 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Bir San Francisco teleferiği 60 kişi kapasitelidir. Bu blog, 2014 içinde yaklaşık 580 kez görüntülendi. Eğer bu bir teleferik olsaydı, bu kadar çok kişiyi taşımak için yaklaşık 10 tur atacaktı.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Bilen Varmı ????

Yayınlandı: Aralık 12, 2014 / Uncategorized

Sevmekten nasıl vazgeçilir ?

“Birini sevmekten nasıl vazgeçilir ?”

Bilen var mı ?

Hadi sevmekten vazgeçtiniz diyelim ya özlemekten nasıl vazgeçersiniz ?

Bunu da başardınız diyelim; peki onu düşünmekten nasıl vazgeçersiniz? İşte bu çok zor. Siz ne yaparsanız yapın, o hep aklınızın içinde olacaktır. Hiçbir zaman silinmeyecek, orada pusuya yatacak, ara sıra sizi yoklayacaktır.

Unuturum demeyin! Unutmuşsanız zaten özlemiyorsunuzdur.
Özlemem demeyin! Özlemiyorsanız zaten sevmiyorsunuzdur.

Her kim olursa olsun, birinin varlığını özlediğinizde, onunla
paylaştığınız anları düşündüğünüzde; bilin ki siz hâlâ onu seviyorsunuzdur ve sevdiğiniz şeylerden kolay kolay vazgeçemezsiniz.

Her ne kadar düşünmek size acı verse de ..

“Kronik vicdan azabı tüm ahlakçıların hemfikir olduğu gibi, hiç de istenmeyen bir duygudur.Eğer kötü bir davranışta bulunduysanız, pişmanlık duyun, elinizden geldiği kadar durumu düzeltin ve bir dahaki sefere daha iyi davranmaya bakın. Ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin. Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir.”

Kenar  —  Yayınlandı: Eylül 6, 2014 / Uncategorized

” Yitik Alfabe ”

Yayınlandı: Eylül 5, 2014 / Uncategorized

tumblr_naijj3tjsw1r8qlrro1_r1_500

Gerçek,boğucu hüzne ne oldu? Yoldan çıkmış öfkeye? Kötümserliğe ne oldu? Ya da umutsuzluğun doğurduğu inatçılığa? Sadece boşluğa koparılacak tek bir haykırışa ne oldu? Kelebek kanadında gizli,saf güzelliğe? Tek bir gülücükle baştan çıkartan tutkuya ne oldu? Peki ya yağmur altında dans ettiren deliliğe? Bulut gibi temiz ruhlara ne oldu? Her duyduğumuzda bizi titreten yegâne özgürlük sözcüğüne?

Ne oldu? / – Şuralarda bir yerlerde bir “kapat” tuşu olmalı.Bir “stop” tuşu olmalı;olmak zorunda.

Rafet Arslan – ” Yitik Alfabe ”